logo
  • Üye Ol
    Ad       Soyad   
    E-Posta       Parola   
  •  | 
  • Giriş Yap
    Facebook ile bağlan
    E-Posta   
    Parola   
   
Fonksiyonel Gıdalar ve Diyabet
  • Facebookta Paylaş
  • Facebookta Paylaş
  • Google plus Paylaş
Yayınlanma Tarihi: 27.04.2015


Yazar: Öğr. Gör. Sena BİLGİÇ KELEŞ
ÖZET

Diyabet dünya genelinde görülme sıklığı giderek artan ve yaygınlaşan bir hastalıktır. Yapılan tahminlere göre 2025 yılında dünya genelinde 300 milyon kişinin diyabetten etkileneceği düşünülmektedir. Diyabetin önlenmesinde gıdalarla ilgili çeşitli yasaklamalar ve eğitim stratejileri uygulanmaktadır. Günlük yaşamımıza giderek yerleşen ve gıda sağlık ilişkisine yeni bir yön getiren fonksiyonel gıdalar, diyabetin önlemesi için kullanılan stratejiler arasında gelecekte ön plana çıkacaktır. Ayrıca Tip I diyabet tedavisinde insülinin alternatifsiz olması, tip II diyabet tedavisinde kullanılan oral anti-diyabetik ilaçların karaciğer ve böbreklerde ciddi toksisite oluşturması sebebiyle fonksiyonel gıdaların önemi diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde giderek önem kazanmaktadır. Yapılan epidemiyolojik çalışmalara göre özellikle üzümsü meyveler, baklagiller, balık, kuruyemişler, tam taneli tahıllar ve tarçın gibi bazı fonksiyonel gıdalar ve bitkilerin diyabet oluşum riskini azalttığını ve her iki tip diyabet tedavisinde etkili olduğunu ortaya koymuştur.

Anahtar sözcük: Diyabet, fonksiyonel gıdalar, tarçın, tam taneli tahıllar, üzümsü meyveler

GİRİŞ

Diabetes mellitus (DM) rahatsızlığında bilinen en yaygın türler Tip 1 (“juvenil diyabet” veya “insüline bağlı diyabet” olarak da bilinen) ve Tip 2  (“yaşlanmayla gelişen” veya “insüline bağlı olmayan diyabet” olarak da bilinen) diyabettir. Her iki tip diyabetin etiyolojisinde, kalıtımın rolü mevcut olmasına rağmen çevresel faktörler hastalığın gelişiminde en etkili faktörlerdir (Ballali & Lanciai, 2012).

DM dünya çapında çok farklı şekillerde yayılmaktadır. Öyle ki Yeni Gine’de neredeyse yok denecek kadar azken Pima Hint toplumunun yarısı diyabetlidir (Pradeepa & Mohan 2002). Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1995 yılında 135 milyon kişinin diyabetik olduğunu ancak bu sayının 2025 yılında 300 milyon kişiye ulaşacağını açıklamıştır (WHO, 2008). Dünya genelinde özellikle Tip 2 diyabet hastalarının % 75’inden fazlasının gelişmekte olan ülkelerden olduğu ifade edilmektedir (Yoon vd., 2006). Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelere bakıldığında artış trendinin asıl sebebi hem diyabetin hem de genel yaşam ömrünün uzaması olarak görülmektedir (Bruno & Landi 2011). Amerika ve Meksika sadece yaşlı hastalar arasında değil özellikle 6-11 yaş arasındaki çocuklarda da en fazla diyabetten etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır (Shaw vd., 2010).

WHO’nun DM’nin teşhisindeki genel şemasına göre, Tip 1diyabetin gelişiminde etkili olan faktörler beta hücrelerini etkileyerek hastalığın gelişmesine sebep olmaktadır Erken yaşta tahıl ürünleri, patates ve kök sebzeler ve meyvelerle tanışmak ve bu ürünleri aşırı miktarda tüketmek Tip 1 diyabetin gelişmesini etkiyebilmektedir. D vitamini, E vitamini ve omega-3 yağ asitleri Tip 1 diyabete karşı koruyucudur. Gıdalardan ve sudan alınan nitrit, nitrat ve nitrozaminler Tip 1 diyabetin gelişmesinde etkilidir (Ballali & Lanciai, 2012).

Tip II diyabet ise insülin direnci, insülin duyarlılığının azalması, insülin salgılanmasındaki ve hiperglisemiya sonucu ortaya çıkar. Özellikle aşırı miktarda rafine karbonhidrat tüketimi, obezite ve fiziksel inaktiflik Tip 2 diyabetin gelişmesinde en etkili risk faktörleridir. Çeşitli epidemiyolojik çalışmalar bazı diyet faktörlerinin Tip 2 diyabet oluşum riskini arttırdığını (rafine tahıl ve ürünleri, kırmızı ve işlenmiş etler, şekerli içecekler, ağır alkol tüketimi) tespit etmiştir (Hill & Peters, 2002). Aynı çalışmalar özellikle fonksiyonel gıdalar olarak tanımlanan ürünlerin bu riski azalttığını ve her iki tip diyabet tedavisinde etkili olduğunu tespit etmiştir. Yapılan girişimsel çalışmalar ise kilo kaybının, doğru yağ, tam taneli tahıl ve meyve/sebze tüketiminin Tip 2 diyabetten korunmanın yolu olduğunu ortaya koymuştur (Lindström & Virtaneni, 2011).

Fonksiyonel gıdalar insan vücudu için besin öğelerini sağlama dışında vücutta bir ya da daha fazla hedef fonksiyona fayda sağlayan, vücut sağlığını geliştiren ve hastalık oluşumunu azaltıcı ya da önleyici etkileri olan gıdalar olarak tanımlanmaktadır (Hailu vd., 2008). Gıdaların insan sağlığı ile yakından ilişkisi olduğu fikri gün geçtikçe bireyler tarafından benimsenmektedir (Mollet & Rowland, 2002; Young, 2000). Ayrıca, fonksiyonel gıdalar sağlık giderlerine ilgili harcamalara katkıda bulunmakta, yaşam ömrünü arttırmakta ve özellikle sağlıklı bir yaşlanma sağlamaktadır (Kotilainen vd., 2006; Roberfroid, 2000). Yapılan farklı demografik çalışmalarda yaşlı popülasyonun medikal harcamalarının yüksek olması sebebiyle bu tür ürünleri büyük çapta ihtiyaç olduğu belirlenmiştir (Menrad, 2003; Siro vd., 2008). Sanayileşmiş ülkelerde fonksiyonel ürün pazarı hızlı bir şekilde büyümektedir. Bu bağlamda fonksiyonel gıdaların sahip oldukları yararlı etkileri ile diyabetin önlenmesinde ve tedavisinde etkin olabilecekleri düşüncesi ortaya çıkmıştır. Diyabetin önlenmesinde ve kontrolünde tam taneli tahıllar (Hu vd.; Rose vd., 2007), üzümsü meyveler, balık ve balık yağı, baklagiller, kuru yemişler (Kendall vd., 2011; Nishi vd., 2014) ve tarçının (Ballali & Lanciai, 2012) ön plana çıktığı yapılan çalışmalar ile belirlenmiştir.

1. Tam Taneli Tahıllar

Tam Taneliler (TT) endosperm, embriyo ve kepeği aynı oranlarda içeren işlenmemiş, ezilmiş veya kırılmış taneli tahıllar olarak ifade edilir. Tam tanelilerin kabuğu diyet lifi, protein,  tiamin, niasin, riboflavin ve pantotenik asit gibi B vitaminleri ve kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi mineralleri içerir (O’Neil vd., 2011; Liu, 2007). Tam tanelilerin sağlığa etkisinde birincil rol oynayan diyet lifleridir. Diyet lifi, ince bağırsakta sindirilemeyen (Vasanthan vd., 2002), buna  karşılık kalın bağırsakta fermente olan (Guillon & Champ, 2000), sağlık için gerekli bir grup  gıda bileşenidir (Liu, 2007). Diyet lifleri, çözünürlükleri esas alındığında çözünür ve çözünmeyen lifler olmak üzere iki grupta değerlendirilmektedir. Çözülebilir diyet liflerinden olan beta-glukanın (arpa, yulaf ve çavdar kepeğinde) özellikle Tip 2 diyabete karşı koruyucu olduğu ve yine her iki diyabet tipinin kontrolünde etken olduğu anlaşılmıştır (O’Neil vd., 2011; Liu, 2007).

1.1 Diyet lifinin diyabet üzerine etkisi

Bilindiği gibi kolay sindirilebilir karbonhidratlar, glikoz absorbsiyonunu hızlandırmakta ve kan şekerinin artmasına neden olmaktadır. Lifçe zengin gıdalar, glikozun absorbsiyonunu azaltması nedeniyle karbonhidrat metabolizmasına etki etmekte, bu nedenle kandaki şeker seviyesini dengede tutmaktadır. Gıdadaki lif, hazırlanma ya da çiğnenme sırasında zarar görmemişse, nişastayı midedeki fiziksel aktiviteye ve kalın bağırsaktaki mikrobiyal aktiviteye kadar korumaktadır (Burdurlu & Karadeniz, 2003). Özellike β-glukanların kan şekerinin düzenlenmesi üzerine pozitif etkide bulunduğu ve bu etkinin artan viskozite ile doğru orantılı olduğu bildirilmektedir (Causey vd., 2000). Çözünür diyet lifinin, viskoz yapıda olması nedeniyle midenin boşalmasını yavaşlattığı, α-amilazın aktivitesini düşürdüğü, nişastanın hidrolizi ile oluşan glikozun absorbsiyonunu azalttığı ve böylece kan şekerinin düşmesini sağladığı düşünülmektedir (Leontowicz vd., 2001). Choi vd. (2010) yapmış olduğu çalışmada 7 erkek fare ve % 0, 2 veya 4 oranında arpa β- glukanı içeren yüksek yağ içerikli diyet ile beslenmiştir. Arpa beta-glukanı açısından zengin diyet tüketiminin gelişmiş glikoz toleransı, düşük insülin direnci indeksi seviyesine ve düşük glikoza dayalı insülinotropik polipeptit seviyesi oluşturduğu tespit edilmiştir.

Meyer vd. (2000) yaptığı çalışmada diyetle birlikte alınan karbonhidratların yaşlı bayanlarda Tip 2 diyabet riskini etkilediği tespit edilmiştir. Diyet lifi ile diyabet arasındaki ilişki incelendiğinde özellikle çözünür liflerin diyabetli hastalarda glikoz ve insülin konsantrasyonu düşürdüğü belirlenmiştir. Hu (2001) çalışmasına göre ise, doymuş yağ asidi açısından zengin, düşük diyet lif içeren ve bol miktarda yapısal olmayan karbonhidratlar içeren diyetler ile beslenen bayanlarda tip 2 diyabet riskinin büyük olduğu tespit edilmiştir. 90.000 bayan hemşire üzerinde 7 yıl süren bir çalışmanın sonucunda günde ek 12 gr. lif tüketimiyle kadınlarda diyabet riskinin azaldığını görmüştür (Schulze vd., 2004). Tüm bu çalışmaların ortaya koyduğu nokta diyabet gelişim riskinin önlenmesinde ve diyabettin kontrolünde tam taneli tahıllar ve sahip oldukları diyet liflerinin öncü olduğudur.

2. Kuruyemişler

Akdeniz diyetine sahip ülkelerde özellikle Tip 2 diyabet görülme sıklığı son derece azdır. Kuruyemişler, Akdeniz diyetinde yer alan Tip 2 diyabet ve kardiyovasküler rahatsızlıklarının oluşum riskinin düşük olmasını sağlayan bileşenler olarak yapılan topluluk çalışmalarında tespit edilmiştir (Estruch vd., 2006; Buckland vd., 2009). Yapılan klinik çalışmalarda ise glisemik kontrolü sağladığı ispatlanmıştır (Sabate, Oda & Ros, 2010). Kuruyemiş tüketiminin sağlığa etkileri sahip olduğu sağlıklı yağ asidi profilinden kaynaklanmaktadır. İnsanlarda serumun yağ asidi profili diyabetle ilişkilendirilmekte bu sebeple çeşitli çalışmalar bu ilişkiyi ortaya koymak için gerçekleştirilmektedir. Jenkins vd. (2011) yapmış olduğu çalışmada Tip 2 diyabetli hastaların ağaç yemişi ve yer fıstığı tüketiminin glisemik kontrolü geliştirdiği ve LDL-C seviyesini iyileştirdiği tespit etmiştir. Nishi vd. (2014) yapmış olduğu çalışmada Tip 2 diyabetli hastaların 12 hafta boyunca diyetlerine farklı miktarlarda kuruyemiş eklenmiştir. Çalışma sonucunda diyetlerinde kuruyemişe fazlaca yer vermiş bireylerde glisemik kontrolün yüksek olduğu ve açlık kan şekerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada bu bireylerde kardiyovasküler rahatsızlıkların oluşum risk faktörünün de düşük olduğu hesaplanmıştır. Kendall vd. (2011) yapmış olduğu çalışma ile kuruyemişlerin tokluk kan şekerine tek başlarına ufak etkilerinin olduğu ancak ekmek ile birlikte tüketildiğinde glisemik cevabı azalttıkları tespit edilmiştir. Tüm bu çalışmalara göre kan şekerimizin dengesi için diyette özellikle ara öğünlerde kuruyemişlere yer vermemiz gerekmektedir.

3. Tarçın

DM’ye etkisi derinlemesine araştırılan bir diğer fonksiyonel gıda tarçındır. Geniş literatür çalışmaları tarçının insülin duyarlılığı, glikoz ve yağ metabolizmasına, inflamasyon, tansiyon ve vücut ağırlığı gibi faktörlere yararlı etkileri olduğunu ve antioksidan etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur (Qin vd., 2010). Zayıf insülin duyarlılığı Tip 2 diyabetin öncüsüdür ve genellikle yüksek açlık şekeri (5,5-6,9 mmol/lt) ile ortaya çıkar (Grant et al. 2009). Tarçının insülin duyarlılığını geliştirici etkisini gösteren ilk in-vitro çalışma sonuçları Anderson grubu tarafından 1990 yılında ortaya konmuştur (Khan et al. 1990). Daha sonra bu grup tarçında bulunan ve suda çözünebilen polifenolleri ilk kez karakterize etmiştir  (Anderson et al. 2004). Tarçın veya suda çözünebilir ekstraktının Tip 2 diyabetli hastalarda etkisi incelenmiştir. 8 haftalık süre sonunda günlük 1gg/gün tarçın ekstraktı tüketiminin açlık kan şekerinde ve insülin direncinde önemli oranda azalma sağladığı belirlenmiştir (Qin et al. 2010).  Yakın geçmişte Davis & Yokoyama (2011) tarafından gerçekleştirilen meta-analiz çalışmasında rastgele sekiz çalışma seçilmiştir. Bu çalışmanın sonucuna göre tarçın/tarçın ekstraktı tüketiminin Tip 2 diyabetli ve prediyabetik bireylerde kan şekerini düşürdüğü ve metformin (Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan oral ilaç) ile aynı etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca birçok çalışma tarçın türevli aktif maddelerin sadece insülin fonksiyonlarını etkilemediğini bunun yanında antioksidan ve anti-imflamasyon etkisi olduğunu ortaya koymuştur (Baker vd., 2008; Qin vd., 2009). Çalıma sonuçlarından anlaşıldığı üzere tarçının hem glikoz metabolizması hem de bağışıklık sistemi problemleri üzerine olumlu etkileri mevcuttur.

4. Üzümsü Meyveler

Üzümsü meyveler botanikte tek tohumdan oluşan etli meyve olarak tanımlanır. Piyasadaki tanımı ise bilimsel tanımından farklı olarak küçük boyuttaki kırmızı, mavi ve mor renginin canlı tonlarında olan çekirdeksiz meyvelerin çoğuna üzümsü meyveler denilmektedir. Aralarında sadece yaban mersininin bilimsel olarak üzümsü meyveler sınıfına dahil olmasına rağmen tüketici böğürtlen, siyah ahududu, kızılcık, kırmızı ahududu ve çilek gibi meyveleri de üzümsü meyveler olarak tanımlamıştır. Farklı açıklamalara sahip olmasına rağmen hemen hemen hepsi polifenol pigmenti içererek ortak özelliğe sahiptir (Joseph, 2014). İçerdikleri polifenollerden proanthocyanidinler diyabete karşı etkisi olduğu yapılan çalışmalarca (Dixon et al., 2005; Tsujita et al., 2014) gösterilmektedir. Proanthocyanidinlerin anti-diyabetik etkisi karbonhidratın sindiriminden sorumlu olan enzimlerin, α-amilaz ve α-glikosidaz, aktivitesini durdurabilme özelliğinden gelmektedir. Glikolizden sorumlu enzimlerin çalışması önlendiğinde daha az karbonhidratın sindirilmesi dolayısıyla yemek sonrası kan şekerinin daha az artışı sağlanır (Tsujita et al., 2014). Rastgele, çift kör, plasebo kontrollü yapılan klinik bir çalışmada dondurularak kurutulmuş çileğin 6 hafta boyunca tüketimi sonucunda glisemik kontrol üzerindeki etkisine bakılmış. Çalışmada tip 2 diyabetine sahip kişilerin deney sonunda kandaki glikoz oranında önemli bir değişim olmadığı fakat plazmadaki HbA1c oranında azalma olduğu tespit edilmiş (Moazen et al., 2013).

Proanthocyanidinlerin biyoaktif olabilmeleri aktif maddelerinin biyoyararlılığına bağlıdır. Gıdaya uygulanan işlemler, saklama koşulları ya da mide-bağırsak sistemindeki pH ve diğer besinlerle etkileşimi gibi etmenler aktif maddenin dayanıklılığını azaltıp potansiyel yararlarını azaltabilir (Fang et al., 2010; Munin et al., 2011).

5. Balık ve Balık Yağı (Omega 3)

Omega-3 balıklarda eikosapentaenoik asit (EPA) ve docosahexaenoik asit (DHA) şeklinde bulunan çoklu doymamış yağ asitleridir.  EPA ve DHA yağ asidi üretiminin metabolik öncüsü olan α-linolenik asit (ALA) ise bitki yapraklarında çok, tohum yağlarında az bulunan yağ asididir (Forchielli et al., 2011; Watkins et al., 2002).  Yapılan klinik bir çalışmada (Suresh et al., 2003) çoklu doymamış yağ asitlerinin tüketimi alloksan ile diyabetik olan deney hayvanlarında diyabetin gelişmesini önlediği görülmüştür. Alloksan süperoksit radikallerinin oluşumuna neden olup glikoz uyarımlı insülin salınımını durdurarak diyabetin oluşmasına neden olan maddedir (Suresh et al., 2003).  Serbest radikallerin vücutta oksidatif strese neden olup içinde diyabetin de bulunduğu birçok  hastalığa neden olduğu başka çalışmalarca da bilinir (Morón et al., 2012).  Alloksan tarafından oluşan hidrojen peroksit (H2O2) insülin hormonunun salgılandığı pankreas beta hücrelerine toksik madde olan hidroksil radikallerini (OH•) üreterek zarar verir. Çalışmada (Suresh et al., 2003) çoklu doymamış yağ asitleri ortamdaki serbest radikalleri bağlayarak alloksan ile indüklenmiş pankreas beta hücrelerindeki hasarın oluşmasının önlendiği belirlenmiş (Suresh et al., 2003). Diğer birçok literatür çalışmaları da omega-3 bakımından zengin bir diyet ile beslenen insanlarda tip 2 diyabetinin görülme sıklığının daha az olduğunu ortaya koymaktadır (Harrow et al., 2007).

SONUÇ

Sanayileşmiş ülkelerde fonksiyonel ürün pazarı hızlı bir şekilde büyümektedir. Özellikle fonksiyonel bileşenler ile ilgili sağlık ifadelerine izin verilen ülkelerde bu ürünlerin pazarı gün geçtikçe atmaktadır. Fonksiyonel gıdalar daha sağlıklı bir beslenme şekli oluşturması sebebiyle tüketici tercihi açısından iyi bir seçenek olmaktadır. Şu ana kadar yapılan çalışmalarla tam taneli tahıl, üzümsü meyve, kuruyemiş, balık/balık yağı ve tarçın gibi fonksiyonel gıdaların tokluk kan şekerini düşürdüğü, insülin salınımını düzenlediği, bağ ve iskelet kas dokularında glikoz tüketimini arttırdığı, ince bağırsaklarda glikoz emilimini ve hepatik glikoz üretimini engellendiği tespit edilmiştir. Ancak fonksiyonel gıdaların kullanımı ile ilgili yeni stratejiler özellikle Tip 2 diyabetin önlenmesi için geniş toplumlarda klinik çalışmalar ile tecrübe edilmelidir.

KAYNAKLAR

Baker, W. L, Gutierrez-Williams, G., White, C. M, Kluger, J., Coleman, C. I. (2008). Effect of cinnamon on glucose control and lipid parameters. Diabetes Care, 31, 41-43.

Ballali, S., Lanciai, F. (2012). Functional food and diabetes: a natural way in diabetes prevention. International Journal of Food Sciences and Nutrition, 63, 51–61.
Bruno, G. & Landi, A. (2011). Epidemiology and costs of diabetes. Transplant Proc, 43, 327-329.

Buckland, G., Gonzalez, C. A., Agudo, A., Vilardell, M., Berenguer, A., Amiano, P. (2009). Adherence to the Mediterranean diet risk of coronary heart disease in the Spanish EPIC cohort study. Am J Epidemiol, 170(12), 1518-1529.

Burdurlu, H. S. & Karadeniz, F. (2003). Gıdalarda diyet lifinin önemi, Gıda Mühendisliği Dergisi, 32, 18-25.

Causey, J. L., Feirtag, J. M., Gallaher, D. D., Tungland, B. C. & Slavin, J. L. (2000). Effects of dietary inulin on serum lipids, blood glucose and the gastrointestinal environment in hypercholesterolemic men. Nutr Res., 20, 191-201.

Choi, J. S., Kim, H., Ho Jung, M., Hong, S. & Song, J. (2010). Consumption of barley beta-glucan ameliorates fatty liver and insulin resistance in mice fed a high-fat diet. Molecular Nutrition and Food Research, 54 (7), 1004-1013.

Dixon, R. A., Xie, D.Y., Sharma, S. B. (2005). Proanthocyanidins – A final frontier in flavonoid research?. New Phytologist, 165, 9-28.

Estruch, R., Martinez-Gonzalez, M. A, Corella, D., Salas-Salvado, J., Ruiz-Gutlerrez, V., Covas, M. I, vd. (2006). PREDIMED Study Investigators. Effects of a Mediterranean-style diet on cardiovascular risk factors: a randomized trial. Ann Intern Med, 145(1), 1-11.

Fang, Z., Bhandari, B. (2010). Encapsulation of polyphenols – A review. Trends in Food Science & Technology, 21, 510–523.
Forchielli, M., L., Walker, A., W. (2011). ω-3 Fatty Acids Impact. Nutrition Today, 46, 224-234.

Guillon, F., Champ, M. (2000). Structural and physical properties of dietary fibres, and consequences of processing on human physiology. Food Res Int, 33, 233-245.

Harrow, C., Fisher, M. (2007). Is there a role for omega 3 supplementation in diabetes?. Pract Diab Int, 24, 443-444.
Hill, J. O. & Peters, J. C. (2002). Biomarkers and functional foods for obesity and diabetes. British Journal of Nutrition, 88, 213-218.

Hu, F. B., Manson, J. E., Stampfer, M. J., Colditz, G., Liu, S., Solomon, C. G., Willett, W. C. (2001). Diet, lifestyle, and the risk of type 2 diabetes mellitus in women. N. Engl. J. Med., 345, 790-797.

Jenkins, D. J. A, Kendall, C. W. C, Banach, M. S, Srichaikul, K., Vidgen, E., Mitchell, S., vd. (2011). Nuts as a replacement for carbohydrates in the diabetic diet. Diabetes Care, 34, 1706-1711.
Joseph, S. V., Edirisinghe, I, Burton-Freeman, B. M. (2014). Berries: Anti-inflammatory Effects in Humans. J. Agric. Food Chem., 62, 3886−3903

Kendall, C.W.C., Esfahani, A., Josse, A. R, Augustin, L. S. A. Vidgen, E., Jenkins, D. J. A. (2011). The glycemic effect of nut-enriched meals in healthy and diabetic subjects. Nutrition, Metabolism & Cardiovascular Diseases, 21, 34-39.

Lindström, J., Virtanen, S.M. (2011). Functional Foods and Prevention of Diabetes. M. Saarela (Ed.), Functional Foods-Concept to  Product (2. Baskı) içinde (261-276). Oxford: Woodhead Publishing.

Leontowicz, M., Gorinstein, S., Bartnikowska, E., Leontowicz, H., Kulasek, G. & Trakhtenberg, S. (2001). Sugar beet pulp and apple pomace dietary fibers improve -lipid metabolism in rats fed cholesterol. Food Chemistry, 72, 73-78.

Liu, R. H. (2007).Whole grain phytochemicals and health. Journal of Cereal Science, 46, 207-219.

Meyer, K. A., Kushi, L. H., Jacobs, Jr., Slavin, J., Sellers, T. A., Folsom, A. R. (2000). Carbohydrates, dietary fiber, and incident type 2 diabetes in older women. Am J. Clin. Nutr., 71, 921-930.
Moazen, S., Amani, R., Rad, A., H., Ahmadi, K., Jalali, M., T. (2013). Effects of Freeze-Dried Strawberry Supplementation on Metabolic Biomarkers of Atherosclerosis in Subjects with Type 2 Diabetes: A Randomized Double-Blind Controlled Trial. Ann Nutr Metab, 63, 256–264.

Morón, Ú., M., Castilla-Cortázar I. (2012). Protection Against Oxidative Stress and “IGF-I Deficiency Conditions”. El-Missiry M., A. (Ed.), Antioxidant Enzyme icinde (89-117). InTech, Croatia.
Munin, A., Edwards-Lévy, F. (2011). Encapsulation of natural polyphenolic compounds; a review. Pharmaceutics, 3, 793–829.
Nishi, S. K., Kendall, C. W. C. , Bazinet, R. P., Bashyam, B., Ireland, C. A., Augustin, L. S. A., Blanco Mejia, S., Sievenpiper, J. L. & Jenkins, D. J. A. (2014). Nut consumption, serum fatty acid profile and estimated coronary disease risk in type 2 diabetes. Nutrition, Metabolism & Cardiovascular Diseases, 24, 845-852.
O'Neil, C. E., Zanovec, M., Cho, S. S. & Nicklas, T. A. (2010). Whole grain and fiber consumption are associated with lower body weight measures in US adults: National Health and Nutrition Examination Survey 1999-2004. Nutrition Research, 30, 815-822.

Pradeepa, R., Mohan, V. (2002). The changing scenario of the diabetes epidemic: implications for India. Indian J Med Res, 116, 121–132.

Qin, B., Dawson, H., Polansky, M. M, Anderson, R. A. (2009). Cinnamon extract attenuates TNF-alpha-induced intestinal lipoprotein ApoB48 overproduction by regulating inflammatory, insulin, and lipoprotein pathways in enterocytes. Horm Metab Res, 41, 516-522.

Rose, N., Hosig, K., Davy, B., Serrano, E. & Davis, L. (2007). Whole-grain intake is associated with body mass index in college students, J Nutr Educ Behav., 39, 90-94.

Sabate, J., Oda, K. & Ros, E. (2010). Nut consumption and blood lipid levels: a pooled analysis of 25 intervention trials. Arch Intern Med, 170(9), 821-827.
Schulze, M. B, Liu, S. M. & Rimm, E. B. (2004). Glycemic index, glycemic load, and dietary fiber intake and incidence of type 2 diabetes in younger and middle-aged women.  American Journal Of Clinical Nutrition, 80,  348-356.

Suresh, Y., Das, U., N. (2003). Long-Chain Polyunsaturated Fatty Acids and Chemically Induced Diabetes Mellitus: Effect of ω-3 Fatty Acids. Nutrition, 19, 213–228

Tsujita, T., Shintani, T., Sato, H. (2014). Preparation and characterisation of peanut seed skin polyphenols. Food Chemistry, 151, 15–20.

Watkins, S., M., German, J, B. (2002). Unsaturated fatty acids. C. C. Akoh and D. B. Min (Eds), Food Lipids Chemistry, Nutrition and Biotechnology (2. Baskı) içinde (19-23). CRC Press, New York.

World Health Organization. Diabetes (WHO). (2008). The cost of diabetes. WHO. Fact sheet N. 312, Nov 2008. Online edition.
Vasanthan, T., Gaosong, J., Yeung, J., Li, J. (2002). Dietary fiber profile of barley flour as affected by extrusion cooking. Food Chemistry, 77, 35-40.

Yoon, K. H, Lee, J. H, Kim, J. W, Cho, J. H, Choi, Y. H, Ko, S. H, vd. (2006). Epidemic obesity and type 2 diabetes in Asia. Lancet, 368, 1681-1688.
© 2014 - "SağlıkAfiyetDergi.com" Sağlıklı Yaşam Akademisi tescilli markasıdır.
Yasal Uyarı: Yayınlanan makale, yazı ve haberin tüm hakları www.saglikafiyetdergi.com'a aittir. Özel izin alınmadan makale, yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir. Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile hazırlanmış olup, içeriklerden konunun yazarları sorumludur. İçerik sağlayıcısı haberlerin/yazıların/makalelerin altında gösterilmekte olup, 5651 s. kanun gereği adli/idari bütün sorumluluk içerik sağlayıcıya aittir. Siteye giren herkes "Kullanım Koşullarını" ve eklerini kabul etmiş sayılır.